“Erzincan-Tunceli ovalarında çok geniş bir aşiretin İstanbul’da doğmuş büyümüş bir insanıyım” diye anlatmaya başlıyor. İstanbul’daki evleri Erzincan’dan gelen ozanların uğrak yeridir ve böylece ilk bağlama derslerini kapı komşuları şık Daimi’den alır.1970’li yıllarda Türk Folklor Kurumu’nda halk oyunları çalışmalarına başlayan Demirel, derlemecilik ve halk bilimi araştırmalarıyla ilgilenir. 1975 sonrasında da “sosyalist mücadele içerisinde” olduğu dönemlerden geçer. Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi Döküm Bölümü’nde okuyan Demirel, bu dönemde üniversiteye giriş kontenjanının arttırılması gibi gençliğin demokratik okuma hakkı eylemlerine katılır.. ama çalıp söylemeyi de ihmal etmez. 1984’te Ahmet Kaya ile Tuncelililerin bir sohbet toplantısında tanışırlar ve birlikte çalışmaya başlarlar. İlk önce Hodri Meydan Kültür Merkezi’nde, Şan Tiyatrosu’nda ve başka mekânlarda Ahmet Kaya’nın konserlerini organize eder.
ÖRGÜTLÜ SANATÇILAR
Prodüktör olarak özgün müzik yapan sanatçıların albümlerinde çalışan Hasan Hüseyin Demirel, 1988’den 1991’e kadar Doğu Perinçek ve arkadaşlarının Sosyalist Parti’yi kurma süreçlerinde yer alır. Kapatılan ve bugünkü İşçi Partisi’ne dönüşen Sosyalist Parti’nin kuruluşu dönemine, sazıyla Türkiye’nin dört bir yanında dolaşarak katkıda bulunur: “Sanatçının örgütlü olması anlamında bunu vurguluyorum. Başka partililerden de olabilirim. Örgütün ‘insanın önünü kapatacağı’ gibi gerekçelerle ‘Sanatçı özgür olmalıdır’ diye bir tartışma da var. Şöhret sendromuna kapılıp düzenin her türlü saldırısına açık hale gelince, zevk sefa kapınızı çalınca.. bağımsızlığınızı o zaman yitirirsiniz. Her şart altında sözünü söyleyebilme özgürlüğüne erişebilmem, her şart altında bu örgütlülük noktasındadır.”
DEMLENME TAMAMLANDI
1989’da “Halepçe” albümünü çıkaran Demirel, iki yıl sonra “Rüzgâr ve Gül İklimi” albümünü yapar. Prodüktörlüğe devam eden Demirel, Haluk Levent’in ve Özcan Deniz’in albümlerinin çalışmalarını yönetir: “1995’te bağlamamı duvara astım.. bir demlenme sürecine girdim. ‘Leylak Zamanları’ kitabıyla yazmaya başladım. İlk iki albümüm Seyhan Müzik tarafından yeniden yayımlandı. Şimdi ‘Leylak Hırsızları’nı yazıyorum. Demlenmemiz yeter, üretim sürecine dönüyorum. Eylül-ekimde de bestelerimden çalışma düşünüyorum.”
Demirel “neden eski şarkıları yeniden sunduğuna” ilişkin eleştirileri yanıtlarken duygunun eski olmayacağını, ifade ediş şeklinin o anda olduğunu, bugün farklı bir şekilde ifade eden bir çalışma yaptığını anlatıyor:
“Dolayısıyla bunlar eskinin yeniden piyasaya sunumu değil. Bundan 20-25 yıl önce dile getirdiğim duyguları bugün farklı enstrümanlarla, farklı boyutlarla söylüyorum. Sözlerimi geri çekerek enstrümanlarla.. bir başka dille bunu yapıyorum. O bestelerin çıkış notasındaki düşünce, hayal, bugün hâlâ bütün canlılığıyla devam ediyor.”
SENFONİNİN GÜÇLERİ
Hasan Hüseyin Demirel, albümün düzenleme ve orkestrasyonunu yapan Mustafa Yazıcıoğlu’nun ilk profesyonel çalışması olmasına karşın çok büyük bir sunum yaptığını söylüyor. “Mustafa Yazıcıoğlu’nun senfonik düzeyde ele aldığı bir çalışma oldu bu. Senfoninin içindeki karşı güçleri, tali ve ana unsurları ve o çarpışmanın yaşam içindeki akışını ifade etti” derken, enstrümanistlerin katkılarının da büyük olduğunu anlatıyor. Elektrogitarda Murat Tambay, klarnette Kirpi Bülent, kanunda Müslüm Karaduman, dudukta Ertan Tekin enstrümanlarındaki ustalığı fark ettiriyorlar.
YALNIZLIK VE SİSTEM
“Akşamlar” Hasan Hüseyin Demirel’in Sıvas yangınından sonra yaptığı bestelerden biri. Yasemin Göksu ve Cansu Koç’un albümlerinde daha önce söylediği bu parça albümde farklı düzenlemelerle ve yalnızca melodisiyle sunuluyor: “Sözlerinde ‘Akşamlar akşamlar, dost akşamlar, ayrılıktan başka söyle kimim var’ diye bir mısrası vardır. Yalnızlık bence bireysel gibi görünse de toplumsal vaka. Bu sistem bitmediği sürece bu yalnızlıklar bitmeyecektir.”